28 Aralık 2011 Çarşamba

Neşeli...

Neşeli bu aralar nazar değmesin...Haftasonu güldük, eğlendik beraber minikle...Cuma günü onu uyuttuk, ver elini karaoke, ne karaokeydi ama:) Bilen bilir:) 20 kişiydik, doğumgünüm vesilesi ile aldık mikrofonları, söyledik şarkıları...Cumartesi Alperler, Okanlar Artur günü yaptık, Ahucum sen eksiktin...Çok özledik seni...Hatta Duru Ahu nerede, Ahu Ankara'da diyor kendi kendine:) Go mongo'da Duru Hanımın şirinlikleri ve neşesi arasında güzel bir yemek yedik, bolca sohbet ettik...Duru Meral ile ne güzel oynadı...Pazar ise Ceydalar ve Arzumlar kahvaltıdaydık...Minik bebişimiz aramıza gelmeden son 1 kez buluşalım dedik ki herhalde neredeyse 1 hafta kaldı aramıza katılmasına...Güzel geçti yani...Darısı 2012 haftasonlarına:)
Ve minik Hanım meşhur kaplumbağa Taş ile... Hergünkü sevme, yıkama ve besleme seanslarımızdan...
















Varsa yoksa dedesi...

20 Aralık 2011 Salı

Bu Karelerden Daha Mutlu Eden Ne Olabilir Şu Anda Beni:)

Okuldan gelen fotolar...

İglo gününden...

Kurabiye yaparken...

Sıkı dostlar...Bu 2 kişi mi bilemiyorum ama Duru'nun 3 kişilik öğretmenlerinin tabiriyle bir çetesi varmış:)

Botanik parkında...

Pijama partisi...

Veee dans şooovvv...

13 Aralık 2011 Salı

Ne Günler...

Ne günler geçiriyoruz valla...Biz 2 yaş sendromu yaşamadık fazlaca ya, şimdi geldi gelenler bize...3 yaş sendromu:))) Bundan 2-3 hafta önceydi veli toplantısındaydık...Okulun psikologu uzun uzun ve özel görüşmek için herkese ayrı gün ayrı saatlerde randevu verdi o gün...Bize de 13 Aralık yani bugün sabah düşmüştü...Ben o gün dedim ki ne konuşacağız acaba, yine veli toplantısı gibi olacak, benim Duruyla ilgili çok da paylaşacağım sorunu yok ki dedim, hmmmm demese miydim acaba? bu 2-3 hafta Durunun içinden küçük bir canavar çıktı, gitmiyor:) Giyinme ile ilgili problemimiz büyüdü de büyüdü, ağlama krizlerine ulaştı da ulaştı...Bunun yanında başka birçok şeye takar ve taktığına sevimsizce ağlar vaziyete geldi...Aksi, huysuz bir şirin oldu...Annemi, Babamı, bizi yordu valla...Neyse görüşmemiz geliyor, salı yaklaşıyor dedik de rahatladık...Ben ne konuşucam diye gidiyor olduğum görüşmeye elimde notlar aldığım, sorular yazdığım defterimle gittim:) Neyse unutmamak için yazıyorum...Kısaca bahsettim Duru'dan, son hallerinden...Şaşırdılar, okulda %1'ini yapmıyor dediler...Çok uyumlu, kurallara bağlı, arkadaşlarını uyaracak kadar, hayalgücü geniş, biraz inatçı:), özgüvenli dediler...Sınırları belli bir çocukmuş...Kararlarını, seçimlerini kendi yapmak isteyenlerdenmiş...Hayatı boyunca hep kararlarını kendi alacak, biz sadece yönlendirebileceğiz biraz...Bunlar güzel şeyler dedi, benim gözüm korksa da...Okulda tüm yemeklerini kendi yiyen, kimseyi karıştırmayan Duruş evde anne sen yedir diyor, bunlar normal, sizi özlüyor, bunları yapabilirsiniz dediler...Sadece ilgi çekmek için şımarıkça (bu arada hiç şımarık bir çocuk diilmiş) yaptığı ağlamalarda tek tepkimiz "ağla, bitince yanımıza gel" olmalıymış...o sırada istediklerini yapmamalıymışız...Bunu deniyeceğiz, bakalım...Seçim yaptıracağız, ama seçtikten sonra da onu isterim bunu isterim diye dönüş de yok...vs. vs...İçim rahatladı...en önemli cümlede bu bir dönem, bütün çocuklar bir takım şeyler yaşıyor, daha çok, daha az...geçecek...Kalıcı değil:) Bir de artık bana diğer çocukları kıyaslamaya başladı...Onun annesi alıyor, annesi bırakıyor, sen almıyosun beni okuldan diye...Dün tesadüfen o tarafta toplantım olunca, koşturdum ben alıyım diye...Nasıl mutlu oldu, herkesin içinde bağıra bağıra, benim canım annem, benim annem geldi, çok özlemişim vs...Utandım valla:) Böyle şeyler yapın dediler...Sonuçta çalışan annenin çocuğu olmak da kolay değil gerçekten...Ben bilirim:) Hayatında birçok şey değişiyor, okul, yeni ortam, öğlen uyumama vs...Bütün bunlarla başa çıkan 3 yaşındaki bir çocuğun bu davranışları normal ve geçici...En kritik cümle...Uzuuun uzun yazdım, hem bana iyi gelsin diye, hem unutmamak, hem de Duru'ya hatıra:)
Haftasonu Anne-kız sabah erken Palladium keyfi...

Cumartesi günü Emrelerle Polonezde kahvaltıdayız...Çocukları babalara bıraktık, sonra 2 tane bebek ziyaretinde bulunduktan sonraaaa Ceyda ile kız kıza bira keyfi yaptık:)

Eve geldikten sonra da Sushi günü yaptık çekirdek aile olarak...


Pazar günü ise bizim üniversite grubu bizdeydi...Keyifle geçirdiğimiz saatlerde Batu ve Duru da çok çok güzel oynadılar...Bizler yerimizden bile kalkmadık valla...Kah odada kah yanımızda coştular...Bir ara bir baktık Duru oturmuş tuvalete, tuvaletini yapıyor, Batu da karşısında kıkır kıkır gülüyor:) Pek sevimlilerdi...Ayrılırken 2sini de bir hüzün çöktü, hadi vedalaşın dedik, öpüştüler, bir türlü yanaklarını bulumadan dudak dudağa öpüşüverdiler, Duru aynen şunu dedi "Anne Batu beni ağzımdan öptü":))))))))

6 Aralık 2011 Salı

Güzel Bir Pazar Günü...

Çok güzeldi, rüya gibi...Nezle olmama rağmen, Duru'nun kuru öksürüklerine rağmen...Ceydalarla önce Ömerli tarafında güzel bir kahvaltı yaptık, çocukların koşuşturmacaları arasında...Sonra Ceyda'nın babasının eğitmenlik yaptığı Sarıpınar Country Club At Çiftliğine gittik...Eve geldiğimizde hava çoktan kararmıştı...
Duru bütün atları sevmek istedi...Önce ben çekinir gibi oldum ama günün sonunda tüm atların başlarını okşayarak güle güle dedik onlara...



Önce izledik...

İzlediler...


Sonra da bindiler:)

En son da Annesi bindi:)



Veee ayrılma vakti...



Pazar akşamı ev ödevimizi yaparken...Her haftasonu bir ev ödevimiz var, çok keyifle yapıyoruz...Duru'ya hadi ödev vakti diyince çok seviniyor, umarım hep böyle sevinir:)))

Bu güzel günün ardından ben iyice şifayı kaptım, hala hastayım ama ayaktayım...Duru acayip bir öksürük artması ile dün doktordaydı...Malasef Ventolin nefes açıcı alet verdi doktor...Büyük ihtimalle havalardan, terlemeden, okuldan, az bir ihtimal ailedeki astımı da düşünürsek alerjik olabilirmiş...Ama böyle bile olsa 4-5 yaşında muhtemelen ciğerler gelişimini tamamlayıp atlatırmış bu durumu...Neyse dün akşamdan beri keyfi geldi...Öksürük yordu minişimi...Gece uyanmadan saatlerce öksürdü durdu...Bugün okula gitti...Nezahat Gökyiğit Botanik parkında botanik eğitimindelerdi...Bakalım neler yaptı?:)

1 Aralık 2011 Perşembe

Telefonumdan Çıkanlar...



Uzun zamandır bakmamışım telefonuma...Okuldan tiyatro fotoları gelince, bir de telefonumu boşaltıyım dedim...Neler çıktı neler:)


Babasının yemeğine sulanmakla kalmıyor, 1 pipet daha isteyip iyice ortak oluyor ayranına da:) Bu aralar "bana ne vercen başka, yemek olarak" modundayız...Sürekli minik minik de olsa yiyor, yatana kadar...Hastalıkların açığını kapatıyor herhalde...Biz de Annemle karar verdik, artık hep evde ev yapımı kurabiye, kek bulunacak...Yoksa hiç tercih etmediğim paketli gıdalara sarıyor, yemekten sonra... En sevdiği şeylerden biri makaronla başbaşa:)
Saklambaç oynarken...Bayağı iyi saklanmış ama di mi, ben göremiyorum ya siz?
Veee meşhur Duka'mız...Her akşam süt seansları var başbaşa...Bize kapıyı da kapattırıyor, apartmanda başbaşa önce süt içiyorlar, sonra doyasıya oynuyorlar...
Bu da bir pet shop'ta...Niye bu kadar mutlunun sebebi...
Veee bir tiyatro günümüz...Anne kız başbaşa... Okulumuzun götürdüğü tiyatro gününden...Dün de Darıca hayvanat bahçesine gittiler...Durunun herhalde en keyif aldığı günlerden biriydi...Onun da fotolarını heyecanla bekliyoruz...