31 Ağustos 2010 Salı

Artur-2

Dede ve torunu ile başlayalım:)
Yüzdükten sonra anne kız dinleniyoruz...Artık Duru yüzerken bayağı ilerliyor...Ayaklarını kollarını çırpa çırpa gidiyor...
Sahilde atıştırma keyfinde...
Veee benim çocukluk arkadaşım Murat'ın kızı ve Duru...O kadar iyi anlaştılar ki, yakalamaca oynadılar, beraber yemek yediler...Kumda kova kürek oynadılar...Oyuncaklar bazen paylaşılamadıysa da genelde çok uyumluydular... Bu da bizim akrobat kızımız:)
Duru'nun sevgilisi, dedişi...Dede yerine Dediş demeye başladı:) Anne yerine de "Anniş"...
Anneannesiyle cilveleşirken:)
Bizim kedimiz Duka'mız...İsmini kim mi koydu? Tabi ki evin reisi...Duru Hanım...Ne olsun ismi dedik...Dukaaa diyiverdi...Sonra bütün gün Duka aşağı, Duka yukarı...Uyurken Duka soruldu, kalkınca hemen bahçeye çıkıp Dukaaa Dukaaa diye seslenildi...Mamalar verildi...Tam bir aşk...
Selen-Serter ile kavaltı keyfi...Duru çıldırdı onları görünce...Ne şovlar, ne danslar, ne maymunluklar...Görülmeye değerdi...Herkesi tek tek "kak" diye kaldırıp dans ettirdi...Geri çevirmek ne mümkün...Selen döndükten sonra Artur'un en eğlenceli yerini Duru diskosu seçti:)
Duru öğlen yemeğinde...
Cunda adasında gezerken...Duru'nun şaklabanlıkları:)
Yine bulduk kedileri...
Balık evinde keyif bir başkaydı...Duru da bir keyiflendi ki sormayın...Bütün gece bizimle oturdu, yedi, içti, konuştu...Sonra pusetinde baygın düştü...
Veee nihayet Artur geceleri...Özenle seçilmiş fotolar...Önce bar sonra çorbacı formtında geçen, 20 yaşını aratmayacak eğlence dolu gecelerimiz...O kadar eğlendik ki son fotoda Ahu nerede?, mesela:) Artur'da 20'li yaşlarımızda gecelerimizi en çok geçirdiğimiz disko'ya hiç gidemedik:( Bizim zamanımızda 12 de açılır, 3 te kapanır, sonra çorba içilir, 4 te yatılırken, şimdi (inanmayanlar olabilir) 3'te daha boş oluyor disko...Bir akşam 3'te çıktık da, barmenler daha koltuklarda uyuyordu, müzik başlamamıştı:) Efendim 4'te açılıyormuş...Biz artık 30'lu yaşlarda, çoluk çocuk sahibi olmuş insanlar olarak dayanamadık diskonun çılgın gecelerini görmeye...Çorbacı da o yüzden boş...6'dan sonra doluyormuş:) Oooldu dedik ve biz kendi programımızı uyguladık...İşte böyleeee...Daha foto yok mu? Vaaar elbette...Arkası 1-2 güne...

30 Ağustos 2010 Pazartesi

Artur-1

Bayağı bir gider Artur1,2,3 diye...Fotolar yavaş yavaş geliyor...Ahu'dan 1-2 güne gelicek...Bunlar maille ulaşanlar...Okan'ın fotoları var ki onlar Durusuz gece fotolarımız...Barda, çorbacıda çekilen...Koymakta kararsızım:) Seçerek koyacağız artık:) Bir de bizim makinedekiler var ki daha ben bile bakamadım...Bu hafta ilk hedefim fotolar...Bir de bizim küçüklüğümüzün eski fotolarını çkarıp scanlemek...Ve bizim gruba ulaştırmak...Benim (Ahu'nun) belki de ilk dondurmasını tattığı yerde Duru Hanım dondurma seçiyor...
Bu arada dün yakınımıza yeni açılan Küçük Şeyler Anaokuluna (Üstün Dökmen) gittik...Bilgi almak için, Duru ile gezmek için...Duru tek kelimeyle bayıldı...Tabi orayı o anda gittiğimiz park gibi bir yer sanarak...Hergün buraya gelicez (ceksin), okul burası desek nolur bilemem(zorlanacağımız aşikar)...İlkbahara yarım gün başlatmayı düşünürken biraz aklımız çelindi şimdiden başlatsak mı diye...Bakalım...Biraz daha araştırmak lazım...İlk orayı gezdik, tanıdık ama gerçekten başarılı...Duru okula girdi, sınıfın ortasına sevinçten çişini bırakrak siftah yaptı:) Bu arada tuvalet işimiz çok iyi gidiyor...4 gündür ilk kazasıydı kızımın...Her yerde söylüyor ve ben tuvalete götürene kadar tutabiliyor...Elimizde lazımlık eksikti, bi de o eklendi:) Neyse ben memnunum... Beze göre ilk günleri daha zahmetli gözükse de, kurtulduk bez işinden...Gerçi gece hala geçemedik bezsizliğe, hata mı yapıyoruz derken, okuldakiler de birden atmanız gerek dediler...Bu haftaki hedef geceleri de bezsiz yatırmak...Hadi bakalım...3 gündür dışarlardayız...Mohini, Akmerkez, Polonezköy, cadde, Palladium derken yine hiç eve girmediğimizi anladım dün Duru uyuduktan sonra ayaklarımı uzatınca...Arkası yarın diyelim...

26 Ağustos 2010 Perşembe

Bez'e Güle Güle...

Kısmende olsa Artur'dan bezimizi bırakıp döndük...Kısmen diyorum çünkü hala inanamıyorum, bir de akşam yatarken hala bez kullanıyoruz...Duru artık onu da istemiyor, rahatlığa alıştı ya...Akşamları neden kullandım, (herkes birden bırak dese de) evinde akşam düzenine geçelim istedim...Orada bir de gece tuvalete tutma süreci yaşamasın(yalım):) istedim...Haftasonu gece de bez olmayacak...Buradan umarım mutlu haberleri veririm...Neler mi yaptım...2 aydır " Bay bay bezim" kitabı elimizden düşmedi...Hep anlattım...Sen büyüdün, beze gerek yok, lazımlığa (tuvalete) yapabilirsin diye...Dinledi, anladı...Geceleri kısmen kuruya yakın kalkıyordu ve zaten 2 aydır kakasını söylüyordu...Bazen de lazımlığa yapıyordu...Artur'a gider gitmez ilk işim bezini çıkardım, attım ve gece dışında bir daha da kullanmadık...12 gün ordaysak 12 bez kullandık:) 2 lazımlık aldım...Biri portatif (tuvalet adaptörü de oluyor-Duru lazımlık olarak tercih ediyor) biri de daha stabil...Onu tuvalete koyduk, burası senin yerin diye benimsetme çalışmaları yaptık, işe yaradı...Tuvaleti gösterip Anne diyor, lazımlık ise Unu:) Portatif olan hep bagajda ve yanımızdaydı...Külotlar aldık en cicilisinden, en hello kitylisinden,bayıldı...1-2 gün %50 yakaladık,%50 vileda işe koyuldu:) Sonra baktık Anne çiş, Anne kaka diyor...Bazen ve hala kaka dese de çiş yapıyor ki hiiiiiç önemli diil bu süreçte...Gelince Anne çiş, Anneanne çiş de dedik sürekli...Zorlamadan, hazır olduğunu hissederek...Ve dedi...Diyor...Bugün Babaannesiyle evde...Bababa çiş diyormuş...Sürekli alkışlar, öpmeler, ufak hediyeler eksik olmadı, pek bir mutlu, motive oldu hanımefendi...Hoşuna da gitti çişini yapıyor olmak...Beraber tuvalete "attiiii "yapmak...Geriye dönmek yok umarım (böyle hikayelerde duyuyorum çünkü)...Şimdilik gündüz, 1-2 güne de gece için "bay bay bezim" diyoruz ailecek...Bizim hikayemiz sanırım kolay oldu, tek tavsiyem zorlamayın, en önemli şey herkesin hazır olması...2 yaş sonrası daha iyi diyorlar ama baktınız hazır, vakit kaybetmeyin, bilinçlendikçe bişeyler de zorlaşıyor bence...

Döndük...

Veee döndük...Offf ne kadar da zor dönmek...Ne kadar zor İstanbul'a, işe, Duru'dan ayrı kalmaya adapte olmak...
O kadar güzel geçti ki tatilimiz, o kadar eğlendik ki burada kelimelerle anlatmak mümkün değil gibi geliyor...Fotolar bir toplansın, sanırım daha kolay olacak...Birçok kişiden foto bekliyoruz henüz...Tabi ki en çok Ahudan...
Özellikle 12-20 yaşlarımın hiç ayrılmaksızın beraber geçtiği arkadaşlarımın 4-5 tanesi Arturdaydı...Ne keyif...Aynı yaşta çocuklarımız olmuş da, onlar oynadı bizim oyunlar oynadığımız mekanlarda...Garip bir duygu, hüzün, mutluluk, gurur, keyif...Anlatamam...Ama deneyeceğim, söz:) Fotolarla 1-2 güne...
Gündüz Duru ile gece Durusuz Artur'un keyfini çıkardık...20 yaşlara dönerek gece hayatımızı da ihmal etmedik...3lere, 4lere kadar dışardaydık...Annemlerle tatil yapmanın rahatlığını yaşadık...Erken kalkan evin miniğini onlar kaptıkları gibi parka, denize götürdüler...Biz 10lara 11lere kadar uyuduk ayıptır söylemesi...Büyük lüks...

13 Ağustos 2010 Cuma

Artur'a Gidiyoruz, Döneceğiz...

Tam 12 gün yokuz:) Deniz,kum,güneş,minik bikiniler, Anneanne, Dede, park, balık yeme, Cunda adası, arkadaşlarım, Duru'nun arkadaşları (arkaları:)), bol bol dondurma, mısır, Ahu, disko geceleri, benim ve Ahu'nun küçüklüğümüzün geçtiği yerlerde bol bol Duru fotoları, haftasonu için Amca, diğer haftasonu için Selen ve Serter, iskelede yemek keyifleri,mangal ve daha neler neler...Kısacası yokuz ve güzel bir tatil bizi bekliyor...Geçen seneye göre bana arkadaş kızımla birlikte...Babamız haftaiçi tekrar İstanbul'a dönüp haftaya gelebilecek...Özendirdiysem affola:)
Bu sene sığmayacağı havuzu, Artur ve minik böceğim...

9 Ağustos 2010 Pazartesi

Ve Bir İlk...

Duru ilk defa bizsiz bizim evimizin dışında bir yerde kaldı bu Cumartesi...Cumartesi akşamı düğünümüz vardı...Babaannesi bizim rahat rahat hazırlanmamız ve gece rahat gidip gelmemiz için torununu kendi evlerine kaçırdı:) Biz de hiç hayır demedik:) Bora Duru'yu My Gym'den sonra Babaannesine bıraktı...Ve ertesi gün caddede kahvaltı için buluşuna kadar ayrıydık...Neler mi oldu? Ben evde hazırlanırken birşeyler için minnoşumun odasına girdikçe boğazımda birşeyler düğümlendi...Bir garip oldum...Gece uykumda hep o yan odada diye uyudum, uyandıkça evde olmadığını farkedip hüzünlere boğuldum...Abartıyorum gibi gelebilir ama bunlardı aynen hissettiklerim...Herşeye rağmen rahat, serbest ve eğlenceli bir gece oldu bize...Erken yatıyım stresi olmadan düğünden sonra da eve dönmedik hemen...Duru ise zaten Babaannesi ve Dedesine alışık olmanın getirdiği rahatlıkla gündüz sorunsuz oynamış, yemiş içmiş, uyumuş...Evi de tanıdığından yadırgamamış tabi ki...Özgürlük parkına gitmişler, akşam yemeğni orada yemiş hanımefendi...Kediler sevilmiş, salıncaklara binilmiş...Mutlu mesut eve dönmüş...Yatarken beni çok arar, bana alışık diye düşünüp endişelenirken ben, hiiiç tık yok...Sabaha karşı bir "anne" sesinin dışında...Orada da Babanne ben burdayım kızım, hadi uyu diyince "babababa" (babaanne) diyip uyumuş:) Herşeyin farkında yani...Ertesi gün biz koştur koştur özlemiş bir şekilde giderken, o şöyle bir baktı, öptü ama öyle abartı hareketler yok:) Biz çok mu büyütüyoruz acaba dedik??? Bizim kızımız büyümüş de bizim haberimiz yok...Dün de caddede kahvaltı, gezme, alışveriş, yemek, Gayeyle buluşma derken eve vardığımızda saat akşam 9'du...
Bu arada haftasonu kelime sayımız heralde 10-20 daha artmıştır...Ben şaşkınlıkla izliyorum...Bişeyler söylemeye başlasın,arkası gelir diyorlardı da inanmamıştım..."Anne otur", "Anne kalk" gibi 2'li kelimelerin dışında tek tek zor kelimeler de eklendi hafızamıza...Bu aralar park merakımız üst seviyelerde...Günde en az 2 kez gitmezse kıyamet kopabilir...
Bu da sıcaklarla boğuşan minnoş...

2 Ağustos 2010 Pazartesi

Selenlerde Havuzdayız...

Haftasonu Selenlerde havuzdaydık...Duru sanırım yaz mevsimine bayıldı, sudan çıkmıyor ya...
Havuz sonrası kurlanma ve ısınma teknikleri...
Şezlongta dinlenmece...
İşte dünyanın en güzel ayakları:)
Bütün kızlar toplandık:)
Bunlar da haftaiçi dedenin gözüyle:)

Duru bayağı farketti bu aralar...Geç konuşacak heralde (ben geç konuşmuşum) derken kelime sayısı artık sayamayacağımız kadar arttı..."Anne gel" gibi ikili kelimelere bile geçtik...Bezi bırakma ile ilgili yoğun bir çabamız yok, ama bir yandan da bu yazı kaçırmak istemiyorum...Bakalım Artur'da 10 günden fazla kalacağız, ümitliyim...Şu anda bezli olsa da, zaman zaman "kaka ve çiş":) diye bizi uyararak lazımlığına yapıyor...Acelemiz yok ama kurtulsak hiç de fena olmaz...Bay bay bezim kitabını tavsiye ederim...Bir de adaptör yerine şu anda lazımlık ona daha çok güven verdi...Yemeklerini yarı yarıya kendi yemeye başladı...Oyun oynamaya başlarsa ben devreye giriyorum...Şimdiii tamamen ileride arşiv olsun diye Duru'nun ağzından yarı doğru yarı kendince çıkan kelimeler:
Duru:Unu
Anne:Anne (hem de en güzel şekilde:))
Baba:Baba
Anneanne: Anneniiii
Babaanne: Bababa
Dede:Dede-Dediş
Amca:Aama
Teyze: Teyte
Emre: Emme
Ahmet: Ahmee
Ekmek: Emee
Park: Park (giderken de "parka")
Papağan: Papaa
Önlük: Önnüü
Abla: Abba
Bebek: Bebe-Bebiş
Araba: Aaba
Ayakkabı: Aaba:) (karıştırmamak lazım)
Kolluk: Kokku
Su/süt: Susss (karıştırma-yanarsın:))
Ceviz: Vava
Yemek: Mama
Popo: Popo
Aklıma geldikçe ekleyeceğim...
Sanırım daha çok var...
Bir de tamamen bizim çince dediğimiz kelimeleri var,mesela, havuzda atlarken (kenara oturup kendini aşağıya bırakıveriyor) biz 1-2-3 diye sayıyoruz, o da elleriyle 1-2-3 yaparak maç-kuç-kiii diyip atlıyor:) Bir ara çince konuşmaya başlayacak sandık:)