Yüzdükten sonra anne kız dinleniyoruz...Artık Duru yüzerken bayağı ilerliyor...Ayaklarını kollarını çırpa çırpa gidiyor...
Sahilde atıştırma keyfinde...
Veee benim çocukluk arkadaşım Murat'ın kızı ve Duru...O kadar iyi anlaştılar ki, yakalamaca oynadılar, beraber yemek yediler...Kumda kova kürek oynadılar...Oyuncaklar bazen paylaşılamadıysa da genelde çok uyumluydular... Bu da bizim akrobat kızımız:)
Duru'nun sevgilisi, dedişi...Dede yerine Dediş demeye başladı:) Anne yerine de "Anniş"... Anneannesiyle cilveleşirken:)
Bizim kedimiz Duka'mız...İsmini kim mi koydu? Tabi ki evin reisi...Duru Hanım...Ne olsun ismi dedik...Dukaaa diyiverdi...Sonra bütün gün Duka aşağı, Duka yukarı...Uyurken Duka soruldu, kalkınca hemen bahçeye çıkıp Dukaaa Dukaaa diye seslenildi...Mamalar verildi...Tam bir aşk...
Selen-Serter ile kavaltı keyfi...Duru çıldırdı onları görünce...Ne şovlar, ne danslar, ne maymunluklar...Görülmeye değerdi...Herkesi tek tek "kak" diye kaldırıp dans ettirdi...Geri çevirmek ne mümkün...Selen döndükten sonra Artur'un en eğlenceli yerini Duru diskosu seçti:)
Balık evinde keyif bir başkaydı...Duru da bir keyiflendi ki sormayın...Bütün gece bizimle oturdu, yedi, içti, konuştu...Sonra pusetinde baygın düştü...
Veee nihayet Artur geceleri...Özenle seçilmiş fotolar...Önce bar sonra çorbacı formtında geçen, 20 yaşını aratmayacak eğlence dolu gecelerimiz...O kadar eğlendik ki son fotoda Ahu nerede?, mesela:) Artur'da 20'li yaşlarımızda gecelerimizi en çok geçirdiğimiz disko'ya hiç gidemedik:( Bizim zamanımızda 12 de açılır, 3 te kapanır, sonra çorba içilir, 4 te yatılırken, şimdi (inanmayanlar olabilir) 3'te daha boş oluyor disko...Bir akşam 3'te çıktık da, barmenler daha koltuklarda uyuyordu, müzik başlamamıştı:) Efendim 4'te açılıyormuş...Biz artık 30'lu yaşlarda, çoluk çocuk sahibi olmuş insanlar olarak dayanamadık diskonun çılgın gecelerini görmeye...Çorbacı da o yüzden boş...6'dan sonra doluyormuş:) Oooldu dedik ve biz kendi programımızı uyguladık...İşte böyleeee...Daha foto yok mu? Vaaar elbette...Arkası 1-2 güne...
Tamam biz sabırsızız... Bilmediğimiz, tanımadığımız bir ruh hali içinde bekliyoruz seni... Heyecandan avuçlarımız terliyor... Peki sana ne demeli... Ne bu heyecan... Yazık değil mi annenin karnına... Yumrukluyor, tekmeliyor, O minik ellerin, kolların, bacakların... Vurdukça vuruyor... Yaklaşık iki buçuk ay sonra benim karnımdasın... Kalbim duruyor...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder